YERİN KULAĞI

Türkiye’de Bastırılmış Bir Enflasyon Vardır!turkiyede.jpg

Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel, siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendirirken,’Türkiye’de bastırılmış bir enflasyon vardır’ dedi. Yahya Hoca şunları söyledi;

‘Türkiye'nin gündemi diye konuştuklarımız sayıklama mı?

Eylül 2019 başında 1 Euro 6.40 TL idi. Bu yıl Ağustos sonunda 8.76. Bir yıl içinde Euronun TL fiyatı % 37 arttı. Son 12 ay içinde TÜFE artışı % 12. İki önemli meseleyi işaret ediyor bu fark.

1. Türkiye'de bastırılmış bir enflasyon vardır.

2. Son 12 ayda reel ücretler, emeklilerinki dahil reel maaşlar ve devletin topladığı vergilerin satın alma gücü düşmüştür. İhracat yapan imalat ve servis sektörü firmalarının reel karlılık oranları önemli ölçüde artmıştır. Nispi fiyatlar sistemi altüst olmuştur ve olacaktır.

Cumhurbaşkanı Sn Erdoğan gündemi yönetme ustasıdır. Konjonktür de iktisadi gelişmelerin Erdoğan'ın iktidarının seçmen desteğinin zayıflamasına yol açacak bir algılamanın oluşmasını kamufle etmektedir. Türkiye'nin dünya gaz rezervlerinde önemli bir ülke haline geleceği söylemi, Türkiye ile Yunanistan ve ötekileri arasında ciddi bir silahlı çatışma ha oldu olacak gerilimi havası, AKP yönetici kliğinin IMF ve AB'nin kapısını çalmadıkça nasıl içinden çıkacaklarını bilmedikleri iktisadi köşeye sıkışmışlık meselesinin konuşulması ve algılanmasını engellemektedir.

Türkiye artık bir süper güçtür, kabul edin bunu artık ifadesi ilginçtir.

Son konuşmalarından birinde Sn Cumhurbaşkanı, Türkiye tarihini yorumlamaktaki paradigmasında kritik bir değişiklik yaptı. Bu fark edilmedi. Zihinlerimiz siyasi analize değil siyasi gürültüye kilitlenmiş durumda. Erdoğan, Milli Görüş'ün Osmanlı Avrupa modeline göre yeniden yapılanma reformlar tarihini "buhtan", temel yanılgı olarak değerlendirdi bugüne kadar. Söz konusu yeni konuşmasında ise dünyaya hitaben "biz 200 yıldır zaten Batının dünya düzeni içinde yer almayı kararlaştırdık, bu yolda büyük mesafeler aldık" dedi. 2020 - 200 = 1820. Referans verdiği dönem Türkiye yenileşmeciliğin kahramanı II. Mahmud'un 1808-1839 reformcu yönetimidir. Aşağıdaki pasaj Wikipedia'dan.

Tahtta kaldığı 31 yıl, Osmanlı tarihinin siyasi açıdan en bunalımlı dönemlerinden biridir. Balkanlarda imparatorluğun dağılma sürecini başlatan Sırp ve Yunan isyanları, Rus, İngiliz ve Fransız donanmalarının Navarin'de Osmanlı donanmasını imha etmesi ve asi ilan ettiği Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın ordularının Suriye ve Anadolu'yu geçerek Kütahya'ya kadar gelmeleri gibi olaylar ile karşı karşıya kalan Sultan II. Mahmud, bir diğer taraftan gerçekleştirdiği reformlarla imparatorluğun çehresini değiştirerek Osmanlı modernleşmesinin temellerini atmış, ölümünden dört ay sonra ilan edilen Tanzimat Fermanı'na giden yolun hazırlayıcısı olmuştur. Hükümdarlığı dönemindeki icraatları nedeniyle, bazıları kendisini devleti tekrar ihya etmek üzere her yüzyılda bir gelmesi beklenen müceddid olarak kabul edip büyük sıfatıyla yâd etmiş, muhalifleri ise yaptığı reformlardan dolayı "gavûr padişah" olarak nitelendirmişlerdir. Siyaseten (yargılamasız) idam yetkisini kullanan son padişahtır.’

 

Okulları Yüz Yüze Eğitime Açmayın!okullari.jpg

Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Engin Nur, okulların yüz yüze açılmamasını istedi. Nur şöyle dedi;

‘Eğitim-Sen olarak, Okullarımızın öğretmenlerin eğitim seminerlerine ve de öğrencilerimizin Eğitim-Öğretimine hazır olmadığını ısrar ve yüksek sesle söyledik. Okullarımızda anket düzenledik raporlar yayınladık. MEB’e bildirdik. Olmadı ikna edemedik. Öğretmenlerimizi risk altındaki okullarımıza Yüz yüze Seminer çalışmalarına zorunlu çağırdılar. Şimdi somut olarak salgının okullarımızdaki etkileri ortaya çıkmaya başladı. 26 ilimizde bazı okullarımızda eğitim emekçisi arkadaşlarımız rahatsızlandı ve Corona testleri pozitif çıktı. Trabzon ilimizde de Yomra Fen lisesinde bir öğretmen arkadaşımız rahatsızlanması ve corona testinin pozitif çıkması üzerine okul karantinaya alındı. Israrımız devam ediyor. Ülkemizde salgın nedeniyle çok sayıda kamu emekçisi arkadaşımız görevlerinin başında hayatını kaybederken Trabzon ilimizde en son Refik Hotaman arkadaşımızın ve KTÜ de görevli hekim ve akademisyen arkadaşlarımızı salgın nedeniyle kaybetmiş olmamız yaşanmakta olan acı gerçeği ortaya koymuyor mu? Tekrar çağrıda bulunuyoruz, Bilim Kurulunun ve Sağlık Bakanlığının belirlediği tedbirler alınmadan Okullarımızı yüz yüze eğitime açmayın. Kamu emekçilerini riskli alanlarda çalışmaya zorlamayın. Halk sağlığını riske eden bütün faaliyetleri geçici olarak durdurun.

 

Karantinada Üçüncü Gün!karantina.jpg

Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden Kırgızistan’a gitmek için Trabzon’dan yolu çıkan yazar Harun Çelik, önceki gün özel izinle Sarp kapısından, Batum’a girip bir otel de karantina altına alınmıştı. Harun Hoca, Batum’da 14 gün karantina da kaldıktan sonra yoluna devam edecek.

Dün Harun hoca ile konuştuk. ‘Yanıma iyi ki kitap aldım’ diye Çelik şunları söyledi:

 ‘Siz siz olun benim gibi yapmayın, pandemi sürecinde oturun şeyinizin üstüne! Şeyinizin üstü derken, koltuğa oturan demek istedim! Gürcistan'a özel izin alarak girdim ama test sonucu negatif çıksa da 14 gün karantinada tutuyorlar. Bugün üçüncü gün. Görevliler belli aralıklar ile gelip market isteğin var mı diye soruyorlar. Lan kendimi cezaevine giren arkadaşların anlattığı ortamda hissettim. Kantine sipariş vermek falan! Allah'tan yanıma kendimi 14 gün idare edecek kadar kitap aldım. Kitaplarım olmasa, otelin camından falan atlar kaçardım herhalde! Gerçi bir yazar olarak bunu yaşamak benim için yeni bir tecrübe, sizlere anlatacak hikayeler çıkıyor! Allah izin verirse şafak 11gün. Ne diyordu Sabahattin Ali, "Mapus yata yata biter, aldırma gönül aldırma" Bu vesile ile bu ülke için bedel ödemiş gerçek antiemperyalistlerin hepsine selam olsun. Bu ülke derken Gürcistan'ı kastetmiyorum, Zanzibar'ı özledim!’

 

**************

mustafa-gayrekli.jpg

Bu sahiller efsane çocukluğumun geçtiği sahillerdir. Resimde görülen ve mahallem gençlerinin yüzmeyi öğrendiği Osmanlı ve Uzunlu kayalarındaki anılarımız unutulamaz! Bu arada bizlere yüzmeyi öğreten Barboros abiye saygılarımı sunarım.

Evimizin giriş kapısı kumsala açılır, kapıyı açtığımızda bizi deniz karşılardı. Bazen durgun, bazen kızgın ve dalgalı, bazen de hırçındı ama çok vefalı idi bize hiç küsmezdi deniz. Acıktığımızı anladığında midye verdi, balık verdi doyurdu, serinletti, neşelenmemizi ve oksijenimizi sağladı. Bizi hiç terk etmedi... O kadarki annelerimiz bizleri hiç çekinmeden ona emanet etti ve o bu emanete hiç hıyanet etmedi...

Selam olsun o yaşama, selam olsun kolu kırılan denizimize, selam olsun talan edilen ve taş toprakla boğulan kumsallarımıza!..

(Mustafa Gayretli)

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar