YERİN KULAĞI

Ulaş Özdemir’in eleştirisi ve ayakta kalmamızın sırrı!

Trabzonspor’da medya iletişimden sorumlu genel müdür yardımcısı Ulaş Özdemir, eski bir gazetecidir. Yerel, ulusal gazete ve TV’lerde uzun bir süre görev yapmış olan Özdemir, her yönüyle aktif bir kardeşimizdir.

Ulaş Özdemir, haftanın 5 günü mesaiye başlamadan önce mutlaka Zorlu Grand Otele uğrar. Ulaş’ın otele uğramasının nedeni, eşi ile birlikte erken saatlerde evden çıkmasıdır. Ulaş, eşini çalıştığı bankaya bıraktıktan sonra müteahhit Abdullah Koç, işadamı İbrahim Sarı, Otel genel müdürü Serkan Serdar, muhasebe müdürü İsmail Sağır ile otelin cadde tarafındaki lobisinde sohbet eder. Bu sohbete zaman zaman gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt ta katılır. Sohbetlerde siyasete pek girilmez… Hasan Kurt genelde dinlemede kalır. Konuştuğunda da dümdüz gider, karşısındakilere nefes bile aldırmaz.

Dün sabahki sohbetin ana konusu korona idi… Serkan Serdar, yurt dışından Trabzon’a gelenlerin karantinaya alınmadıkları gibi doğru dürüst teste de tabi tutulmadıklarını, bu uygulamanın çok tehlikeli olduğunu söyledi. Serdar, komşu Gürcistan’ı örnek göstererek, ‘Sarp kapısından o da özel izinle Gürcistan’a girdikten sonra test sonucun negatif çıksa bile 12-14 gün arasında bir otelde karantina altında tutuluyorsun, biz de ise elini kolunu sallayarak ülkeye giriyorsun. Nerede kaldığın da belli değil’ dedi.

Serkan Serdar, önemli bir konuya parmak bastı.

İbrahim Sarı, kaldıkları sitedeki bir olayı anlattı ve ardından Ulaş Özdemir sazı eline aldı. Korona nedeniyle bir bankanın bir şubesinin geçici olarak kapılarını kapattığını belirten Ulaş Özdemir, ‘Hasan abim bir tanedir. Hasan abi şu anda kesin ödemeleri düşünüyor, Matbaaya para, personele para, vergi dairesine para, sigortaya para, elektrik suya para, kiraya para’ dedi ve ardından Kurt’un nasıl yazı yazdığını taklit etti ve ‘Hasan abi bu aralar işin kolayını buldu. Köşesini alıntı yazılarla doldurmaya başladı’ diye ekledi.

Ulaş, espri de yapsa eleştirisinde haklı. Ancak, alıntı yazılar da sonuçta süzgeçten geçiyor… Ki, ulusal gazetelerde de bazı ünlü yazarlar ara sıra da olsa aynı işi yapıyor. Ayrıca, Yerin Kulağı köşesinde Hasan Kurt imzalı yazılar yer alsa da köşenin adı üzerinde bir kulis köşesi.

Bir de Hasan Kurt’un gazetede çok sayıda görevi var. Sahiplik, yazarlık, muhabirlik, finans, temsil, gazeteye gelenlerle sohbet, iadeyi ziyaret vs… Ve ayrıca Kurt, bugünlerde Eylül ayında çıkacak bir kitabının da hazırlığını yapıyor.

***

Okuduğunuz yazıyı, çokları Hasan Kurt’un anlatımıyla bir başkasının yazdığını sansa da, aslında bu satırları Hasan Kurt yazdı.

Hasan Kurt yazısını noktalamak üzereyken, Ege’den Ayvalık’tan bir okur aradı. Trabzon’un komşu bir ilinden olan okur, Kurt’un telefonunu Trabzon’dan bir mühendis arkadaşından aldığını söyledi ve Kuzey Ekspres’i internet sitesinden takip ettiğini ve çok beğendiğini söyledi. Kurt okurla bir süre sohbet etti.

Objektif gazetecilik, yazarlık ve gazete sahipliği zor bir iş… Hasan Kurt, 40 yıldır bu zor ve sıkıntılı işi yapıyor, yapmaya çalışıyor. Kurt, bu işi ne kadar daha sürdürür, bilemiyoruz. Bildiğimiz, yolun sonuna geldiğidir…

Son söz; hangi işi yaparsanız yapın, çizgisi doğru olanlar, etik değerleri rehber edinenler istisnalar dışında hiçbir zaman yalnız kalmazlar. Bizim bu güne kadar ayakta kalmamızın sırrı da budur!

 

Yorulduk!yorulduk.jpg

Bir ömür sorun tespiti ve çözüm çabası içinde geçti. Gerek düşünsel gerek eylemsel elimizden geleni yapmaya çalıştık. Ülkemizin huzur ve sükun içinde yaşayan, üreten ve yardımlaşan insanlar ülkesi olması için çareler ürettik, ideolojilere sarıldık, birbirimize saldırdık, öldük, öldürdük. Hayatımızın en tehlikeli anlarında bile hiç gözümüz korkmadı, yılmadık. Çünkü "mevzubahis vatan"dı.

Yıldık ve yorulduk!

Bugün yoz ve yobaz kafalarla bu işlerin düzelemeyeceğini anladık. Bu kafalar Atatürkçü de gözükebilir, dinci de! Çözüm odaklı düşünmeyen, beyninde oluşturduğu kalıpların tüm dünyayı açıkladığını düşünen yoz ve yobaz kafa yordu bizi. Tek kalıba öyle sarılmış ki adeta denizde yüzme bilmeyenin can simidine sarıldığı gibi. Tartışamazsınız, birlikte gerçeği arayamazsınız, şiir ve hitabeti hakikat zanneder, istişareden ölesiye korkar, düşüncesinde oluşturduğu dünya görüşünden tavizi ölüm zanneder. Onunla konuşurken tükenirsiniz.

Tükendik, yıldık, yorulduk!

Aydınlanma bir hedefti. Kimisi dinsizlik kabul etti kimisi kılık kıyafet, kimisi tarikatlere sarıldı kimisi kadehlere, kimisi dünyadan elini çekti kimisi dünyayı ele geçirmek istedi. Halbuki aydınlanma okumak, düşünmek, çalışmak ve hakikate ulaşmaktı. Dini kişinin tertemiz vicdanına bırakmak ve akılla dünyayı açıklamak hor görüldü. Bir takım üretilmiş küçük-büyükler eliyle kölelik geri geldi. Hepimizin bir olduğunu, eşit olduğunu, insanın insana üstünlüğü olmadığını anlatamadık.

Anlatamadık, tükendik, yıldık, yorulduk!

Aydınlanma insan olmaktı, Atatürkçülük, aydınlanmayı hedefleyen, dünyaya bilimsel bir bakış açısıydı; ulaşmayı başaramadık!

Ormanda anarşi var. Arslan çekildi, alan çakallara kaldı.

(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

 

Belediye otobüslerine biniyorlar mı?belediye.jpg

Trabzon Mimarlar Odası Başkanı Gürol Ustaömeroğlu, Trabzon ulaşım master planında yapılması gereken tek çözümün raylı sistem ve güney çevre yolu olduğunu söylemişti. Ustaömeroğlu’nun tünel geçişli güney çevre yolu projesinin Trabzon’un olmazsa olması olduğunu söyleyen KTÜ’lü bir uzman, raylı sistemin Trabzon’u ulaşım yönünden hiçbir katkı sağlamayacağını belirtti. Trabzon’da belediye otobüslerinin bile boş dolaştığını söyleyen uzman, ‘Raylı sistemi savunanlar hiç belediye otobüslerine bindiler mi? Sayın başkanın belirttiği güzergahta bir günde kaç kişi seyahat ediyor. Bu kişilerin kaçı özel araçla kaçı toplu taşıma araçları ile seyahat ediyor. Raylı sistem kaç paraya yapılacak? Trabzon’un önceliği tünel geçişli güney çevre yoludur. Bu yolun yapılması ile birlikte sahil yolundaki yoğunluk yarı yarıya düşer ve ulaşım sorunu da büyük ölçüde çözülür’ dedi.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar