YERİN KULAĞI

Trabzonspor'da Tüzüğe göre başkan adayı tekrar aday olamıyor!

tuzuge-gore-1.jpgTrabzonspor’un içlerinde hukukçu da olan bir grup eski yöneticisi, tüzük kongresinde kaşla göz arasında antidemokratik bir maddeyi kongreden geçirmişlerdi. Bu maddeye göre Trabzonspor kurullarında üç yıl yöneticilik yapmayanlar Divan Kurulu Başkanı olamıyor. Divan Kurulu Başkanı olabilmek için kulübün 50 yıllık üyesi dahi olsan veya hükümette bakan, müsteşar, ünlü işadamı vs. olsan dahi yöneticilik yapmadığın için başkan olamıyorsan. Tüzükte bu maddeye benzer daha bir dizi antidemokratik maddeler dahi var. Mesela, aidat yatırmayanın üyeliğinin düşürülmesi gibi! Halbuki İstanbul’un üç kulübünde aidat yatırmayanlar, genel kurulda oy kullanamıyor. Oy kullanmaları için yatırmadıkları aidatları faizi ile birlikte yatırmaları gerekiyor.

Trabzonspor tüzüğündeki bu antidemokratik maddeleri, genel kurulda kaş göz arasında geçiren eski yöneticilerin planı, kulübün Divan Kurulu Başkanlığının üyelerden birine, Trabzon’daki belirli bir çevrenin dışında birilerine geçmesini önlemekti.

Bu olay akıllara Gazi Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, bir grubun Türkiye sınırları dışında doğanların Cumhurbaşkanı olmaması isteklerini hatırlattı.

Tüzüğün anti demokratik başkanlık kurulu maddesi şöyle;

‘…… üç yıllık süre için seçilen bir Başkan ile 10 asıl üye ve 5 yedek üyeden oluşur. En az beş asıl üyenin Genel Kurul dışındaki dernek organ/kurullarda görev yapmış olması koşulu aranır. Başkan adayının, organ/kurullarda 5 yıl yöneticilik veya organlarda 3 yıl başkanlık yapmış olması şarttır. Divan Başkanlık Kurulu, seçimi takip eden üç gün içerisinde toplanarak bir Başkan Vekili ile bir Genel Sekreter seçer. Başkan Vekilinin ve Genel Sekreterin, Divan Başkanlık Kurulu’nda en az 3 yıl görev yapmış olmaları şarttır…..’

***

tuzuge-gore-2.jpg

Trabzonspor’un önceki Divan Başkanlık seçiminde iki aday yarışmıştı. Adaylardan biri Ali Sürmen diğeri Şükrü Kuleyin’di… Bugün Ali Sürmen’e karşı olanların büyük çoğunluğu o gün Sürmen’i desteklemiş ve başkan yapmıştı. Ali Sürmen’in Nadir Saral ile yarıştığı kongrede ise Sürmen, İbrahim Hacıosmanoğlu’na yakın kişilerin oyuyla seçilmişti.

Trabzonspor’un yeni tüzüğüne göre önceki seçimde başkan adayı olan Şükrü Kuleyin, bu kongrede başkan adayı olamayacak. Şükrü Kuleyin üç yıl yöneticilik yapmamıştı. Ayrıca, tüzüğe göre yönetimde yer alan isimlerin yarısının yönetici olma şartı var.

Önceki gün Şükrü Kuleyin ile görüştük. Kuleyin, ‘Divan seçiminde listemizle aday olacağım. Başkan adaylığı için üç yıl yöneticilik yapmış olan bir büyüğümüzü aday göstereceğiz. Seçimden sonra ise başkanlığa seçilecek büyüğümüz istifa edecek ve yerine ben geçeceğim’ dedi.

Divan üyelerinin büyük bir ekseriyeti organlarda 5 yıl yöneticilik veya 3 yıl başkanlık yapmadı. Bu tablo içerisinde Şükrü Kuleyin’in veya bir başka ismin liste yapıp seçilme şansı çok yüksek. Seçim sonrası, başkan istifa edip yerine tüzükte şartları tutmayan bir kişi başkan olursa ne olur?

Böyük hukukçuların hazırladığı anti demokratik tüzükte, başkan istifa ettikten sonra yerine şartları taşıyan biri gelir, diye bir şerh de düşülmemiş… Tüzüğü hazırlayan böyük hukukçularımız bu sefer, yorum yapacaklar, olurdu olmazdı, diyecekler.

Şimdiden söyleyelim, hukukçular nasıl yorum yaparlarsa yapsınlar, Şükrü Kuleyin listesini yapacak şartlara uyan bir ismi aday gösterecek kendisi de yönetimde yer alacak. Seçimden sonra da başkan istifa edecek ve yerine geçecek. Kuleyin liste yapmazsa da Trabzon’da çevresi olan sevilen bir başka isim liste yapacak!

Divan Başkanı ve kurulu, ileride kargaşaya neden olmamak için bugünden yapacağı iş, tüzüğün antidemokratik maddelerini değiştirmek, İstanbul’un 3 kulübü ile eşdeğer haline getirmek için tüzük kongresi yapmaktır…

 

Erdal Atalay aday olur mu?erdal-atalay.jpg

Ali Savaş, önceki gün Erdal Atalay ile konuşmuş. Atalay, ‘Ali Sürmen’in bana sözü var. Sen aday olursan ben aday olmam, demişti. Ona sorun bakayım, ne diyecek. Daha önce söylediği bu sözü inkar edecek mi?’ demiş.

Atalay, Divan Kurulu Başkan adayı olur mu, olmaz mı, bilemiyoruz. İfadesine bakılırsa aday olduğunda Ali Sürmen aday olmayacakmış… Sürmen de, Atalay da aday olsa Şükrü Kuleyin veya bir başka isim listesini yapacak.

Diğer yandan bir de istişare kurulu oluşturulmuştu… Başkanı da Trabzonspor’dan alacaklarını icra yoluyla tahsil etmiş bir ağabeyimiz… Bu istişare kurulu ne iş yapar? Bilen varsa bir açıklasın da öğrenelim. Bu Pazar bu kadar!

 

Sümela’ya benzeyen bir Manastır da Yunanistan’da!

Manastır kelimesi, "tek, yalnız" manasına gelen Grekçe monostan türetilen ve münzevi hayat tarzını benimseyenlerin yaşadığı mekanları ifade eder.

Manastır geleneği Mısır'dan Filistin, Suriye, Anadolu, Yunanistan ve Mezopotamya'ya yayılmış, çıkış amacını korumakla birlikte her biri bulunduğu coğrafyanın özelliklerine göre değişik şekiller almıştır.

Manastır hayatı Hindu geleneğinde, özellikle de Budizm ve Jainizm'de önemli bir yere sahiptir. Milâttan önce III. yüzyıldan itibaren ilim ve öğretim merkezleri haline gelen Budist manastırları, günümüzde Sri Lanka'dan Japonya'ya kadar geniş bir bölgeye yayılmış olup ülkelere göre farklı özelliklere sahiptir. Manastır hayatı Hindistan'da azalmış, Çin ve Tibet'te yasaklanmış, Vietnam, Laos ve Kamboçya'da savaş sebebiyle ortadan kalkmışsa da diğer Asya kültürlerinde yaşamaya devam etmektedir.

Hıristiyan geleneğinde hayattan yüz çevirme idealinin başlangıçtan beri var olduğu bilinmekle beraber manastır hayatının kökeni, Mısır'da "çöl babaları" diye anılan bazı din adamlarının tek başlarına çöllere ve dağlara çekilip münzevi hayat sürmelerine dayandırılır.

İlk dönem manastırlarında sadece pazar ayinleri için bir araya gelen bu grup arasında günlerce yemek yemeyen, uyumayan veya haftalarca hareket etmeden ayakta duranlar olmuş, bazıları ise mezarlara veya kuyulara kendilerini hapsedip yıllarca çok az bir yiyecekle hayatlarını sürdürmüşlerdir. 4. yüzyılın başlarında bu şekilde yaşayan kadın ve erkek münzevi sayısının 5.000'i bulduğu nakledilir..

Manastırlar Müslümanlar tarafından fethedilen bölgelerde zamanla gerilerken Bizans Ortodoksluğu içerisinde ilerlemesini sürdürmüştür.

Bizans manastırları genellikle istilâlardan korunabilmek için muhkem duvarlarla çevrili, ortasında kilisenin yer aldığı bir avlunun etrafına yerleştirilmiş keşiş odaları, ahırlar, iş atölyeleri, depolar ve yemekhaneden meydana gelmektedir. Bazılarında hamam ve tedavi yeri de bulunurdu. Farklı kapasiteye sahip olan bu manastırlar hem şehir dışında hem şehirlerde kurulmuştur.

Ortaçağ'da Manastırlar misyoner hareketlerinde ve Hıristiyan kültürünün yayılmasında aktif rol oynamıştır.

Resim: Tıpkı Sümela Manastırı gibi, Yunanistan'ın kuzeybatısındaki Tzoumerka bölgesinde bulunan manastırı göstermektedir.

(Davut Bulut- Trabzon Göç Tarihi)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar