YERİN KULAĞI

Soylu Giresun’u mesken tuttu!

soylu.jpgİçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Giresun’da meydana gelen sel sonrası, neredeyse tüm mesaisini bu kentte geçiriyor. Giresun’u adım adım gezen selden mağdur olan vatandaşlarla sohbet eden Süleyman Soylu, Giresunluların fahri hemşerisi oldu. Giresun’daki sel sonrası bu ilimize giden muhabirlerimizden Nurullah Cabri, ‘İçişleri Bakanımız Süleyman beyin Giresun’a gitmesi, ilçe ve köyleri adım adım gezmesi, sel yaralarının kısa süre içerisinde sarılmasına neden oldu. Süleyman beyi, arazide gören görevliler daha bir şevkle çalışıyor. Vatandaşın ise Süleyman beyin yanlarında olduğunu görmeleri, rahat nefes almalarını sağlıyor’ dedi.

Hükümetin en başarılı bakanlarından biri olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Giresunluların yanında olması il genelinde takdirle karşılandığını söyleyebiliriz.

 

Volkan Konak’ın Trabzon kaçamağı!volkan-konak.jpg

Trabzonlu ünlü sanatçı Volkan Konak geçenlerde ABD’den getirdiği otomobili ile memleketine geldi. Yakın çalışma arkadaşı Mahmut ile birlikte Trabzon’a gelen Volkan Konak, Maçka’da ve Hamsiköy’deki yayla evinde konakladı. Koronavirüs tedbirleri kapsamında konserlerini askıya alan ünlü sanatçı, ‘Dinlenmek, yayla havası almak için memleketime geldim’ dedi.

Ekim veya Kasım ayında tekrar ABD’ye gidecek olan ünlü sanatçı, stüdyo çalışmalarını da aralıksız sürdürüyor.

 

Kongreler açık havada neden yapılmıyor?

kongreler.jpg

Adalet ve Kalkınma Partisinin ilçe kongreleri başladı. Tek adayla yapılan ilçe kongrelerine, il ve ilçe yöneticilerinin yanı sıra partililer de katılıyor. Hayrat ve Araklı ilçe kongrelerinin yoğun bir katılımla gerçekleştiğini söyleyen il yönetiminden bir isim, ‘Kapalı alanda gerçekleştirdiğimiz kongrelerde, her ne kadar tedbir alıyorsak da kongrelerimizin açık havada yapılması gerekir’ dedi. 

Trabzon’un köklü kulüplerinden İdmanocağı’nın ve İYİ Parti’nin Ortahisar ve il kongrelerinin açık havada yapıldığını söyleyen parti kurmaylarından bir başka isim ise; ‘Bizde kongrelerimizi açık havada yapmalıyız’ dedi.

 

Siz komşu değil misiniz?

Dün sabah saatlerinde Trabzon ve bölgenin en büyük elektrik malzemeleri satıcısı işadamı Necmi Kılıç aradı…’Her sabah gazeteyi elime aldığımda ilk önce senin köşeni okur sonra ön ve arka sayfaya göz atarım. Sevdegül hanımla komşu değil miyiz? Akşam apartman toplantısında hanımefendinin beyiyle yan yana oturmadınız mı? Birbirinizi neden eleştiriyorsunuz?’ dedi.

Necmi Kılıç’a, ‘Hanımefendi benimle ilgili ağır eleştiri getirdi bende yumuşak bir üslupla cevap verdim. Benim ne hanımefendi ile ne de sevgili doktorla bir sorunum yok. Onlarında benimle olduğunu sanmıyorum’ dedim.

Necmi Kılıç’ın da belirttiği gibi benim gözümde bir şikayet olduğunda görüşlerine başvurduğum doktor Abdülselam Mungan ve eşleri Sevdegül hanımla aynı sitede oturuyoruz. Yani komşuyuz.  Birbirimize sataşmayı ben başlatmadım. Sevdegül hanım, doktorların oluşturduğu sosyal medya grubunda da olsa hak etmediğim eleştiriler getirdi. O gruptakilerin büyük kesimi beni tanır. Ayrıca kendimi de savunmadım, hanımefendiyi incitmeden doğruları aktardım ve kendisini de bilgilendirdim.

 

***

Gazeteciliği adam gibi yaptığında maalesef yakınındakiler dahi bir iki yazı nedeniyle sana küserler. Trabzon eski belediye başkanı, yakınımız Volkan Mehmet Canalioğlu’nun aday olmasında seçilmesinde neredeyse kendisi kadar katkım olmasına rağmen, bir iki yazım nedeniyle benimle konuşmaz. Aynı şekilde bir iki yazı nedeniyle Faruk Özak ile de aramız soğuktur. Daha bir kaç isim daha var! Bazı yazılarımız nedeniyle bize kızsa da Eyüp Aşık, Asım Aykan, Şeref Malkoç, Muhammet Balta, Aydın Dumanoğlu gibi çok sayıda isim selamı sabahı kesmezler. Ararlar hal hatır sorarlar. Biz de ararız şakalaşırız. Gazetecilik ve yazarlıkta esas olan, duruştur. Yalpalamayacaksın, menfaat ve çıkara dayalı yazmadıktan sonra, ekonomik olarak sıkıntı çeksen de sana top vursa yıkılmazsın. 

 

Kimse dur demeyecek mi?

Bu halk bütün erdemini yitirdi, haksızlığa isyanı unuttu. İslamı kilise dinine, halifeliği papalığa, siyaseti çeteleşmeye çevirenleri görmüyor.

Yıllar önce Rize'yi gezerken Dağmaran dedikleri tepeyi önerdiler. Manzarası çok hoştu. Çıkarken ve inerken önünden geçtiğim devasa otel binasını gördüm. Diyanet İşleri Başkanlığı eğitim tesisleri imiş. Aynı yıllarda Diyanet kafilesi ile Hac yolculuğuna çıktım. Dinin hac vasıtası ile DİB vakfı tarafından nasıl kullanıldığını gördüm, yaşadım. Döndükten sonra AKP'nin belediye başkan adaylığı bana zül gelmeye başladı. Söz verdiğim için kerhen devam ettim. Sonunda dayanamadım ve ayrıldım. Din ve siyasetin iğrenç ilişkisinden midem bulandı. O zamandan beri dine de AKP'ye de uzağım.

Heybeliada sanatoryum binasının Diyanet işleri başkanlığına devredildiğini gazetelerde okudum, eğitim ve dinlenme tesisi olacakmış. Her Müslüman imamet makamının gereklerini yapabilir, bunun için eğitim gerekmez. Yine her Müslüman kendi yakınlarının cenazesini kefenleyebilir ve defnedebilir. Her Müslüman beş vakit namaz kılabilir. Bütün yapması gerekenler risale şeklinde bir kitaba sığabilir. Evinde okur ve öğrenirsin. Müslüman olmak için özel eğitim ve dinlenme tesislerine gerek yoktur. İmam olmak için hiç gerek yoktur. Günde beş vakit ezan okuyarak, namaz kılarak yorulma oluyorsa bütün Müslümanların eğitim ve dinlenme tesisine ihtiyacı var demektir.

Din istismarı yetmedi mi? Diyaneti Molla teşkilatına çevirip İran Devrimi mi planlıyorsunuz? Biz şia değiliz. Biz halife Ömer'e bile "Sen yanlış yaparsan seni kılıçla düzeltirim" diyen müslümanlarız. Bizim için "yanılmaz imam" "Ayetullah" yoktur. Bu halk bu numaraları yemez, yememeli, yemeyecek! Halkı imamlara düşman ediyorsunuz, farkında bile değilsiniz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Şeyhler, Dervişler, Meczubler devleti olmayacak. Tersini düşünenler acıların bedelini üstlenirler.

(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

 

************

 

"Ülkücü olmanın bir faydasını görmedim" diyenler için üzülüyorum.

Ülkücü olmamın en önemli faydası yaşadığım hayatın yüksek bir mana için geçirmiş olmamdır. Bu sayede yüce ruhlu binlerce ülküdaşımla kardeşlikten daha sıkı bağlar kurdum. Anlamlı hayatlarla ruh kardeşliği yaşadım. Ülkücü olmasaydım asla böyle mana yüklü bir hayatım olmayacaktı.. Ülkücü olmamda sebebi olanlara binlerce rahmet, binlerce teşekkür ederim.

(Ulvi Batu)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar