YERİN KULAĞI

Tren ile kim gidip gelecek?tren-ile-kim.jpg

Trabzon- Gümüşhane- Erzincan demiryolu projesinin Erzurum-Aşkale-İyidere hattına kaydırıldığı ve projesinin de onaylandığı haberleri Trabzon’da iktidar ve muhalefet kesiminin tepkilerine neden oldu. Projenin Aşkale’den İyidere’ye ulaşmasına en fazla tepki verenler de Gümüşhaneliler. Proje Aşkale-İyidere hattı olursa Gümüşhane bay pas edilmiş olacak. Gümüşhaneliler de haklı olarak tepki gösteriyorlar.

Trabzon’un bugünden yarına önceliği Erzincan-Trabzon demiryolu değil. Trabzon’a demiryolu getirilecekse, güzergahı Samsun-Batum arasında olmalıdır. Asıl önceliği ise tünel geçişli Trabzon güney çevre yoludur.

***

 

Dün sabah saatlerinde Rize’den Bülent bey isimli bir şahıs aradı. Arsin Organize Sanayi Bölgesinde bir firmada da çalıştığını belirten Bülent bey, Rize’de bir çay fabrikasında görev yapıyor.

Kuzey Ekspres’i ve yazılarımızı takip ettiğini belirten Bülent bey, AK Partiye oy verdiğini öne sürerek, ‘25 yıldır Trabzonluyu aldatanlar 25 yıl daha Rizelileri kandırırlar. Tren yolu, Erzincan’dan Trabzon’a veya Erzurum Aşkale’den İyidere’ye gelse ne olur. Size söyleyeyim, ölü bir yatırım olur. Sizde bu konuda geçenlerde güzel bir yazı yazmıştınız. İyidere’de liman yok. Orada liman mı yapılacak? Veya Trabzon’a tren yolu gelse ne olacak? Bugünden yarına olmayacak bir yatırımla iki şehir insanını karşı karşıya getirmek doğru değil’ dedi.

Bülent bey ardından Aşkale’de yaşanmış bir olayı anlattı ve şöyle dedi:

‘Arıcı bir abimiz Aşkale’de tren yolunun yakınlarına kovanlarını yerleştirmiş. Tren yolundan da günde bir iki kez tren gidip geliyormuş. Arıcı abimiz, Aşkaleli bir köylü vatandaşa, ne mutlu size tren yolunuz var, dedi. Aşkaleli köylü vatandaş ise, “Var olmasına var da, laka laka ses çıkararak içinde üç beş kişi ile günde iki üç kez bir o yana bir bu yana gidip geliyor” dedi. Erzincan’dan Trabzon’a veya Aşkale’den İyidere’ye gelecek trenin durumu da aynı. Ayrıca zaten taşınacak yük de yok’ diye konuştu.

Rize’den arayan Bülent bey, objektif bir değerlendirme yaptı. Bizde aynı görüşteyiz.

 

Serdar İsaoğlu’nun savunması!serdar.png

 

Trabzonspor kongre üyesi Serdar İsaoğlu, sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle Trabzonspor Disiplin Kuruluna verildi.

Serdar İsaoğlu, hazırladığı 5 sayfalık bir savunmayı dün Disiplin Kuruluna verdi. İsaoğlu; 5 sayfalık savunma metnini aynı zamanda gazetelerde ilan olarak yayınlamak istedi. Gazetelerin yönetimleri, savunma metninde Trabzonspor’u yönetenlere yönelik ağır eleştiriler olması nedeniyle, metnin yumuşatılmasını, direkt isimlerin hedef alınmamasını ve bazı bölümlerin çıkarılmasını istedi. İsaoğlu, bunu kabul etmedi ve gazete yöneticileri de ilanı yayınlamadılar.

Medya; haber ve yorumlarda kişilik haklarına nasıl saygı göstermek zorundaysa, ilanlarda da buna harfiyen uymak zorundadır.  İlan da sonuçta, bir haber ve duyurudur.

 

**********************
 

Çok uzun zaman önceydi. Güneşin altından geçiyorduk. Atlarımız yorgundu; biz tükenmiş, bitmiştik. Dudaklarımız toprak kadar çatlak, çatlaktı. Suyu arıyorduk. Su, görebileceğimiz bir yerde görünmüyordu.

Atlarımız yorgun, biz bitkindik. Suyu bulma ümitlerimiz her saatten dakikalara düşüyor, ümitlerimiz tükeniyordu. Biz güneşin altından geçiyorduk. Ümitlerimiz bitiyordu.

Gözlerimizin görebildiği hiç bir mesafede umutlarımızı yeşertecek bir umut görünmüyordu. Umutlarımızı habire erteliyorduk; şu dağın veya şu tepenin ardındadır diye. Lakin hiç bir mesafede suya dair bir iz yoktu.

Güneşin altından geçiyorduk. Susuzluk, umutlarımızı tüketiyordu. Güneş, tepemizde, en acımasız yakıcılığıyla bir gardiyan gibiydi, gözleri üstümüzdeydi. Ve biz her geçen zaman diliminde bitiyorduk. Güneşin altından geçiyorduk.

Ölmedik ama hiçbir zaman kana kana içeceğimiz bir suyu da bulamadık. Yıllar geçti ve biz hala suyu arayan adamlardanız. Şevket Süreyya Aydemir’in “Suyu arayan adam”ındaki suyu arayan adam gibiyiz. Ve hala suyu arayan adamlardanız.

Güneşin altından geçmek böyle bir şeydi. Yaşadık ve gördük. Ve görüyoruz.

(Temel Kahveci)

 

**************

 

Büyük İskender’den bir anekdot?!

İskender, felsefenin duayeni sayılan Aristo’ya bir mektup yazar.

Mektupta, “Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım” der ve şu soruları sorar:

1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?

2- Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım?

3- Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?

Aristo cevap gönderir:

1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.

2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.

3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.

Çözümü şöyle anlatır:

“İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın.”

(Yusuf Baltacı)

 

*******************

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar