YERİN KULAĞI

Astsubaylıktan Tümgeneralliğe!astsubayliktan.jpg

Hakem camiasının yakından tanıdığı isimlerden biri olan Tuğgenaral Engin Çırakoğlu, tümgeneralliğe terfi etti. Çırakoğlu, Trabzon Şalpazarlı… Astsubaydı… Sınavlara girdi… Başarılı oldu… Subaylığa terfi etti ve albaylık sonra tuğgenerallik derken tümgeneralliğe terfi etti. Engin Çırakoğlu, FETÖ kumpaslarında suçsuz yere 25 ay cezaevinde kaldı. Mahkemede beraat etti. Çırakoğlu Paşayı kutlar, başarılarının devamını dileriz.

Çelebi’nin selamı!celebi-001.png

Trabzon iş aleminin önemli isimlerinden biri olan Mehmet Çelebi, önceki gün birkaç günlüğüne İzmir’e gitti. İmperial Hastanesi yönetim kurulunun başkan yardımcısı da olan Mehmet Çelebi, İzmir’den sonra İstanbul’a gidecek. İzmir ve İstanbul’a iş seyahati için gittiğini söyleyen Mehmet Çelebi, ‘Sağlıkçı değilim ama sağlık kuruluşu işletmecisiyim. Tanıdık tanımadık herkes, koronavirüs nedeniyle tedbiri elden bırakmasın. Maskesiz sokaklarda dolaşmasın’ dedi.

 

Çakıcı’ya büyük ilgi!cakici.jpg

Trabzonlu ünlü kabadayı önceki gün, yakın dostları ile memleketine geldi. Akçaabat ilçesinde sevgi ile karşılanan Çakıcı, burada bir restoranda yemek yedi. Daha sonra Boztepe’deki Radisson Otele gitti. Çakıcı’nın Trabzon’a geldiğini duyan dostları ve sevenleri Radisson Otele akın etti. Alaattin Çakıcı’nın asker arkadaşı olan Güven Aker de Radisson Otele gidenler arasında idi. Ünlü kabadayı dün öğle saatlerinde ani bir kararla Trabzon’dan ayrıldı.

 

İngiltere anıları,fotoğraflar ve ex-post çağrışımlar!

Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel, önceki gün İngiltere anıları, başlıklı bir yazı gönderdi. Yahya Hoca, ‘Herhangi devlette, büyük bir katedral, cami, piramiti inşa etmek o ortamdaki teknolojiyi ve kolektif kaynak tahsisini insan gücü, malzeme ve finansal kaynak tahsisini gerektirir’ dedi.

Yahya hocanın yazısı şöyle;ingiltere.jpg

‘İngiltere fotoğraflarımın renkli negatif filmler ve renkli pozitif filmlerde (sidide). Ev ve bahçe içinde yaşıyorum sıkı bir sosyal mesafe karantinası nedeni ile. Değişik bir şey yapayım derken bu gün aklıma bunlar geldi. İlk elime aldığım slide saklama kutusu 1964-1966 yıllarına ait. Bunların bazılarını daha önce de taramışım. Ama şimdi aynı tarayıcı ile (Epson Perfection 4990 Photo çok eski bir model) daha iyi iş çıkartıyorum. Paylaşmayı düşündüklerimi yeniden tarıyorum. İlk birkaç fotoğraf Ely Katedrali'nin fotoğrafları.

***

 

İngiltere, erken orta çağ romanesk ve geç orta çağ gotik mimari envanteri açısından Avrupa'nın en zengin ülkesidir. Ely Katedrali inşası 1079'da Normanların İngiltere'yi işgal edip yerleşmelerinden hemen sonra başlamış ve 19'uncu yüzyıla kadar sürmüştür. Büyük katedrallerin yüzlerce yıla yayılan inşaatları, genişlemeleri, değiştirilmeleri, yanıp yıkılıp yeniden yapılmaları (Paris'teki Notr Dame gibi) yüzlerce yıl sürdüğü için bunlar mimarlık tarihi sergisi gibidirler. Avrupa'da mimari envanteri incelemek, gezmek, tadını çıkarmak gibi bir şey yaparsanız ki en azından bazılarınız yapmıştır ve yeniden yapar, Avrupa mimarisinin tarihindeki evrimleri okuyarak öğrenmeniz çok iyi olur.

Ely, Romanesk ten başlayıp, Gotik, İngiliz Dik Gotiği, Victoryan Gotik'e kadar çok ünlü bölümleri, mimari unsurları ile başlı başına ayrı bir öneme sahiptir.

Ely ile Cambridge arası farklı güzergahlara göre 25 ile 35 km tutar. Dümdüz bir arazidir. İngiltere'nin bu bölgesi, Hollanda'da olduğu gibi bataklıkların kurutulması için suyun denize akmasını sağlayacak yükseltilmiş kanallar ve yel değirmenleri ile tarım arazisi ve mera haline getirilmiştir. Ben Cambridge'de birinci yılımda bir kullanılmış Lambretta scooter aldım. En çok gittiğim yer Ely olmuştur. Arabası olan öğrenci arkadaşlarımla da sık sık Cambridge Norwich arasında gezer, butik iyi otel/pub/restoranlarda yemek yer tarihi yerleri incelerdik.

Ely'nin benim çektiğim fotoğraflarımı paylaşmadan önce, erken Orta Çağ'dan çıkışın büyük mimari mucizesi olan Gotik devrimini iki basit fotoğrafla tanıtmak istiyorum.

Romanesk mimari, Roma İmparatorluğundaki mimarinin devamı anlamında olduğu için böyle adlandırılmıştır. Büyük katedrallerin, kiliselerin içindeki yüksek tavanları büyük ve uzun orta alan (nave) in iki tarafında yüksek duvarlar arasına yerleştirilmiş kalaslar taşırdı. İki taraftaki duvarlar da yuvarlak yarı daire şeklindeki kemerler ve bunları taşıyan sütunlardan oluşurdu. Solda benim 1964-65’te çektiğim Ely Katedralinin bu bölümünde arka duvarla birlikte romanesk kemerli pencereleri görürsünüz. Pencerelerin içindeki gotik bölmeler sonra eklenmiştir. Benim çekmediğim ikinci fotoğraf ise Ely Katedralinin bir bölümü ile gotik taş tavandaki mimari devrimi sergiler. Anlamak için iki elinizi parmaklarınızı açarak yukarı kaldırın. Sonra ellerinizi değil parmak uçlarınızı birleştirin. Gotik mimari devrimi anlamış olursunuz.

***

 

Şimdi ırki ve dini milliyetçi kardeşlerimi üzmeyi göze alarak bir tarihçi, iktisadi ve sosyal tarihçi olarak vurgulamam gereken bir şeyi vurgulayacağım.

Herhangi bir toplum/kültür/ekonomi/ülke/devlette, büyük bir katedral, cami, piramiti inşa etmek o ortamdaki teknolojiyi ve kolektif kaynak tahsisini insan gücü, malzeme ve finansal kaynak tahsisini gerektirir. 1079 - 1300 arası Anadolu'da Selçuklu dönemine, 1300-1600 arasında erken ve klasik çağında Osmanlı dönemine denk düşer. 1300 tarihinde İngiltere+Galler+İskoçya'nın yani Britanya'nın nüfusu yaklaşık 4 milyon, Anadolu'nun nüfusu yaklaşık 7 milyon kadardı. 1600 tarihinde Britanya adasının nüfusu 5 milyona çıkmıştı. Anadolu'nun nüfusu 8 milyona çıkmıştı. Selçuklu döneminde yapılan en büyük camiler, külliyeler, mesela Divriği'deki Mengücekoğlularının Şifaiye ve Cami külliyesi, 12'inci ve 13'üncü yüzyıllarda İngiltere, Batı ve Batı-kuzey Avrupa ülkeleri/kültürleri/ekonomilerinde yürütülmekte olan büyük kamusal inşaat projelerine göre, kullanılmakta olan yeni teknolojiler bakımından fakirdir, tahsis edilen kaynakların bir fonksiyonu olduğu o ortamdaki üretim katma değeri toplamının daha fakir olduğu gösterir. İstanbul'daki birkaç büyük cami ve Topkapı Sarayı dışında Osmanlı İmparatorluğunda kamusal inşaatlar, sayıca az ve kullanılan kaynak açısından çok kısıtlıdır. Anadolu'da Avrupa'ya göre "geri kalmışlık" klasik çağında Osmanlı İmparatorluğundan çok önce başlamıştır. Braudel der ki Osmanlı'lar Bizans'tan, Kuzey İtalyaya, Portekiz, Hollanda, İngiltere'ye göre geri kalmışlık nöbetini devraldılar.’

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.