SİHA-SİDA  Bayraktar ve  Kalafatoğlu!

siha-sida-2.jpg

Önce Sürmeneli Selçuk Bayraktar, kısa adı SİHA olan “Silahlı İnsansız Hava Aracı” üretti. Uzaktan kumanda edilen bir tür uçak olan SİHA’lar PKK’ya ve Suriye operasyonlarında teröristlere karşı başarılı saldırılar gerçekleştirdi. Bu araçlar genellikle normal savaş uçakları için zor, kirli ve tehlikeli görevlerde kullanılır. 6.6 metre gövde uzunluğunda, 12 metre kanat açıklığında ve kalkış ağırlığı 650 kg. olan SİHA’ların havada kalış süresi 25 saattir. 

İkinci bombayı da yine bir başka Sürmeneli, Kerim Kalafatoğlu patlattı. Kalafatoğlu, Antalya Serbest Bölgesi’nde, hücum botu ve savaş gemisi ürettiği ARES tersanesinde, Meteksan Savunma Sanayi ile ortak olarak Türkiye’nin ilk insansız deniz aracını kısa adı SİDA’yı üretti.  İnsansız deniz aracının dün tanıtımı yapıldı.

Ölümsüz önderimize,

Cumhuriyetimize armağandır!

siha-sida-1.jpgARES tersaneleri patronu Kerim Kalafatoğlu, “Birkaç yıldır silahlı deniz araçları üretmeyi hayal ediyordum. ‘Bu işi başarırız’ diye kafama koydum. Çalışmalar başlattım.  Meteksan Savunma Sanayi ile görüşme yaptık. Meteksan’dan yazılım desteği aldıktan sonra işe koyulduk. Dün ilk denemeyi yaptık. SİDA’ları filo mantığı ile üretmeyi planlıyoruz. SİHA’ların havada yaptığı işi biz denizde daha da geliştirerek yapacağız. Ürettiğimiz insansız deniz araçları birkaç yıl içinde atmaca füzeleri de taşıyacak. Deniz aracının kamikaze özelliği de var. Şimdilik bunları söyleyeyim” dedi.

Kalafatoğlu şöyle devam etti:

“Gururla bildiriyoruz, SİDA yakında Mavi Vatan’ın her karışında..! Ölümsüz Önderimize, Cumhuriyetimize armağanımızdır... Türkiye'nin ilk Silahlı İnsansız Deniz Aracı, Mavi Vatan'ın yeni muhafızı #ULAQ, ARES Tersanesi ve Meteksan Savunma işbirliği ile daha güçlü bir Türkiye için mavi sulara iniyor. Dosta, düşmana selam olsun.”

Kerim Kalafatoğlu ile ekibini ve de Meteksan’ı kutluyoruz. Büyük bir iş başardılar.

Ankara’da iki gün!

Pazartesi sabahı iki günlüğüne Ankara’ya gittik. Ajandamızda onlarca ziyaret edeceğimiz isim olmasına rağmen iki günde çok azı ile görüşebildik, sohbet ettik.

ankarada-2-gun-001.jpgTBMM’nin ana kapısından 20 yıldır adımımız içeri atmamıştık. Yine gitmeyecektim. Ancak, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ısrar edince TBMM’nin bahçesinde öğle yemeği yedik. Şeref Malkoç ile yine Trabzon tarihi üzerine sohbet ettik. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, evinde istirahat ettiğinden, geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Bakan Danışmanı Mazhar Yıldırımhan’ın kahvesini içtik. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kafasını kaşıyacak vakti olmadığı için selam göndermekle yetindik.  Trabzon milletvekilleri Muhammet Balta’nın, Hüseyin Örs’ün, Ahmet Kaya’nın, Salih Cora’nın davetlerini bir sonraki gelişimizde diyerek askıya aldık.  Sabah saatlerinde eski bakanlardan Fahrettin Kurt’a, Dünyanın sayılı vinç üreticilerinden sanayici Önder Bülbüloğlu’na, işadamı Serkan Kılıç’a ve Ahmet Kocaman’a uğradık. Müminhan Bilgin ile üç beş dakika Trabzonspor’u konuştuk. Son yıllarda yurt içi ve yurt dışındaki projelerle ismini duyuran ve başarılı işlere imza atan NKY firmasının patronu Emre Birhan Yazıcı ve babası yüksek mimar, kadim dostumuz Necdet Kıran Yazıcı ile sohbet ettik. Emre, Suudi Arabistan’dan yeni gelmişti. Arabistan’daki durumu, Türk mallarına yönelik boykotu sorduk.  Koray Aydın’ı ziyaret ettik. Bir süre önce attan düşerek kolu çıkan Yavuz Aydın’a geçmiş olsun dedik. Şükrü Kuleyin ile kitabı ‘Atası Türk Atatürk’ kitabını konuşamadık. Ankara’da aracını bize tahsis eden ve direksiyonuna geçen Yaşar Yurduseven, İzmir’den partilerinin kuruluş yıldönümü etkinliğinden dönen Azmi Kuvvetli ve Ali Sağır ile bizi havalimanına getirdi. Esenboğa Havalimanı boş ancak 180 kişilik Trabzon uçağı tıka basa dolu!

***

Ankara’da akşamları Kızılay, Çankaya, Çukurambar çevresindeki meyhaneler, restoranlar, pastanelerin bazıları cıvıl cıvıl. Loş ışıklar altında muhabbet gırla gidiyor. Bir başka kalabalık mekan da TBMM’nin bahçesi ve muhtemelen içi! Diğer yandan meskun mahallerde, sitelerde, apartmanların dairelerinin lambaları yanıyor.

Ankara, bir yıl öncesine kadar sonbahar aylarında çok hareketli olurdu. Öğrenciler, iş takip edenler vs. Ankara sokaklarını şenlendirirdi. Artık o günler geride kaldı. Ankara’daki iş aleminin ekseriyeti tedirgin. İnşaat sektöründe her kentte olduğu gibi başkentte de yaprak kıpırdamıyor. Hemen her kesim sıkıntılı. Az da olsa sanayi sitelerinde, savunma sanayine iş yapanlar işi döndürüyor. Covid-19’un şakası yok. Salgın tüm hızıyla devam ediyor. Sokaklarda maskesiz gezen yok. Devlet dairelerinin birçoğunda dönüşümlü çalışma var.  Covid-19, sağlığın yanı sıra ekonomiye de büyük darbe vurdu. Ankara, belki de tarihinin en sakin dönemlerinden birini yaşıyor. 

Başkan’ın Ankara seferi!

baskanin-ankara.jpgTrabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu pazartesi günü sessiz sedasız Ankara’ya gitti. Trabzon’daki yatırımlara destek bulmak için başkente giden Başkan Zorluoğlu, ilgili mercilerle görüştü ve Trabzon’a döndü. Başkan Murat Zorluoğlu Ankara’ya gidişte uçakta CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya ile yan yana oturdu. İkili seyahat süresince sohbet etti.

 

Su yönetimi ve Mustafa Uzun!

Geçenlerde büyük bir proje firmasının, Karadeniz bölgesindeki su kaynaklarının, kuyuların vs. tespiti ile ilgili bir proje hazırladığını duymuştuk. Bölgede ne kadar dere, ne kadar fason kuyu vs. var, bunların sayıları belirlenecekmiş. Su kaynaklarının sayılarının belirlenmesi akla, dere ve kuyu sularının ücretli olup olmayacağını getirdi. Konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmadığımız için yorum yapma şansımız yok.

Dünya’da en değerli varlık, tartışmasız ‘su’dur. Su hayattır. Su üretimdir. Su yaşamdır. Söz sudan açılmışken, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığına, Trabzonlu hemşehrimiz Mustafa Uzun’un getirildiğini belirtelim. Mustafa Uzun, AKP’den Akçaabat Belediye Başkan aday adayı idi. Aday gösterilmedi. Mustafa Uzun, hatırladığımız kadarıyla bir ara DSİ’de üst düzey görevde bulunmuştu. Su konusunda uzman bir isimdir. Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığında da başarılı işlere imza atmasını bekliyoruz. Hayırlı olsun, diyoruz.

********************************************************************************

Bazı batılı ülkelerin aleyhimizdeki icraatına gösterdiğimiz üst düzey tepkide ve uyguladığımız boykotlarda sonuna kadar haklıyız. Yapmamız gerekeni yaptık, yapıyoruz, yapmalıyız.

Ama aynı üst düzey tepki ve boykotu Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerine göstermememiz, bir Türk vatandaşı olarak kanıma dokunuyor, moralimi bozuyor. (Gürol Ustaömeroğlu)

*************************************************************************

Hani, meşhur bir söz vardır ya “masada kaybetmek”...  Evet, Osmanlı kazandığı savaşları bile masada kaybederdi. Neden mi?

Çünkü diplomatlarının neredeyse tümü gayrimüslimdi. Doğru dürüst bir Türk ve Müslüman diplomatı olmayan Osmanlı’nın haklarını kim savunacaktı?

Osmanlı’nın masada kaybetmekten başka şansı yoktu ve bunu kendi hazırlamıştı. Kendi diplomatlarını yetiştireceğine yabancı dil bilen eğitimli Ermeni, Rum veya Yahudileri diplomat yaptı. Sonuç malum. (Temel Kahveci)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.