YERİN KULAĞI

Sümela Manastırı’ndan Abdülhamit’e tereyağı!

sumela-manastiri-1.jpgSosyal medyada zaman zaman bilgilendirici paylaşımlar yapılır. Bunlardan birini önceki gün Orhan Öztürk yaptı. Tarih yazıları adlı sayfadan alıntıladığı bir belgeyi paylaştı. Osmanlıca ve Rumca belgede, Padişah Abdülhamit’e Trabzon Sümela Manastırından 38.5 kilo tereyağı gönderildiği yazılı.

Osmanlı döneminde manastırların, papazların, cami imam ve müezzinlerinin arazileri olduğu ve bir kısım arazinin ise vakıflar adına kayıtlı olduğu bilinir.

Dün bu köşede KTÜ öğretim üyelerinden Miraç Tosun’un, Trabzon’da cemaatler arası ilişkiler, adlı kitabından alıntılar aktarmış, imamlar ve manastırlar arasında mahkemeye intikal eden olaylardan örnekler sunmuştum.

Trabzon’da 1800’lü yılların sonlarına doğru en fazla arazisi Sümela Manastırı, Argalya ve Holomana Papazlarının olduğunu bir kitapta okumuştum. Sümela Manastırının özellikle Maçka bölgesinde ve yaylalarda epey arazisi vardı. Argalya (Uğurlu) Holomana (Beşirli) papazlarının da hatırı sayılır arazisi vardı. Holomana Merası denilen arazinin düz bölümüne eskiden papazın düzü denirdi. Argalya ve Holomana Papazları da aynı zamanda siyaseten etkiliydiler. Vakfıkebir bölgesinde de Büyük İmaret Caminin, Gülbahar Hatun’un vakıf malları vardı.sumela-manastiri-2.jpg

Neyse gelelim Orhan Öztürk’ün Sümela Manastırından 2. Abdülhamit’e gönderilen tereyağı hikayesine…

Orhan Öztürk, ‘Türkçe ve Rumca bu belge, 2. Abdülhamit’in sarayına Sümela Manastırı’ndan yaklaşım 38.5 kg tereyağı gönderildiğine dairdir. Sarayın Trabzon valiliğine ilettiği tereyağı talebi oradan metropolitliğe havale edilmiş onlarda bu isteğin yerine getirilmesini Sümela’ya bildirmişler. Demek ki eskiden beri ünlü olan Trabzon tereyağı Sümela papazları tarafından da üretiliyordu. Çift dilli bu belgenin Türkçe kısmını çevirdim, Rumca tarafını da çevirebileceklerin katkısını bekliyorum’ dedi. Belge metni;

Trabzon Vilâyet-i Celîlesi Cânib-i Âlîsine Devletlü Efendim Hazretleri

Zât-ı şevket-simât-ı Hazret-i Şehriyârî saray-ı hümayun içün zât-ı hazret-i vâlâlarından yağ istenildiği Trabzon hürmetlü metrepolid efendimiz tarafından acizlerine ihbar olunduğu cihetle Saltanat-ı Seniyye-i Mülûkânelerine sıdk u ubudiyet-i kâmile-i çakeranemizin küçük bir eseri olmak üzere bu defa kemâl-i hicâb ile zât-ı hazret-i vilâyet-penâhîlerine takdimine cüret eylediğimiz otuz kıyye yağdan ibaret hediyye-i hakîrânemizin hüsn-i kabûlüne tenezzül buyurulmasını kemâl-i tevâzuʻ ile temenni ve istirhâm ederiz. Cenâb-ı hakîm-i mutlak rûh-ı ecsâm-ı âlem ve sebeb-i kıyâm u devâm-ı hey’et-i memâlik ve ümem olan vücûd-ı hümâyûn-ı mülûkânelerine kemâl-i tendürüstî ve âfiyet ve vüfûr-ı şevket u azamet ve iclâl ile serîr-i ârâ-yı sarây-ı şâdî ve saltanat buyursun âmin.

Fî 28 Kânûn-ı Sânî sene 96 [9 Şubat 1881]

Sumela Manastırı’ndan

İkomonos Brasimos

Nikodimos

Grigoryos

Hanikiyos

Öztürk’ün takipçilerinden Despoina Kallergi, paylaşımın altına Rumca metnin çevirisini yaptı. Sümela Papazı, cevabi metinde Padişah’a methiyeler yağdırıyordu.

 

Trabzon’da kaç koronalı var?

trabzonda-kac.jpg

Türkiye’de koronavirüslü hasta sayısı her geçen gün artıyor. Sağlık Bakanı hemen her akşam vaka ve ölüm sayısını açıklıyor. Diğer yandan hastanelerden ve belediye mezarlıklar müdürlüklerinden gelen haberler, bakanın açıkladığı sayılarla örtüşmüyor.

Trabzon’da sokağa çıktığımızda bizi gören hemen herkesin sorduğu ilk soru, ‘Trabzon’da kaç koronalı hasta var?’ şeklinde. Trabzon’da evde, hastanede tedavi edilen kaç koronalı hasta olduğunu net bilmiyoruz. Bunu bilse bilse Sağlık Müdürlüğü veya Kaşüstü Hastanesi yetkilileri olur. Trabzon’da kulaktan kulağa fısıldanan rakam koronalı hasta sayısının 500’ü geçtiği şeklinde. Rakam doğru mu yanlış mı o da belli değil. Bizim görüşümüz sayının daha fazla olduğu ve testi pozitif çıkanların evlerinde izole edildiği şeklinde.

Koronavirüs tedbirlerine maske takma zorunluluğunun yanısıra sokakta sigara içme yasağı da getirildi. Sokakta, kalabalık ortamlar dışında sigara içip içmemenin korona ile ne tür bir ilişiği olduğu da net bir şekilde açıklanmamasına rağmen, toplumun sağlığını korumak için karar alanların yasaklarına uymak zorunda olduğumuzu belirtelim.

 

************

 

Ahmet Kekeç normalde edebiyata yetenekli bir yazardı.

Ama o da Akif Beki gibi tezgâhı yanlış yerde kurdu.

Kanlı Irak işgali pazarlığı üzerine bina edilmiş sonu diktatörlüğe çıkan kirli bir iktidar için CHP’ye ve diğer muhaliflere saldırarak geçirdi ömrünü.

Keşke iktidarın mıymıntılı sesi değil de edebiyatta ısrar etmiş olsaydı, hikâye ve roman yazsaydı. Çok daha hayırlı bir iş yapmış olurdu.

Takriben üç dört yıl Star gazetesinde fasılasız takip etmişliğim var onu. Mıy mıy mıy gıy gıy gıy!

Bir zamanlar ANAP’ın muhaliflerinden Emin Çölaşan gibiydi rahmetli.

Ama Ahmet Kekeç muhalifliği iktidara değil muhalefetteki ‘CHP zihniyetine’ karşıydı.

Koronavirüsten gitti. Allah rahmet eylesin

(Metin Kondel)

 

******************

 

Bütün siyasi kimlikler paçavraya dönüştürüldü. Artık kimse neci olduğunu bile ispatlayamayacak duruma getirildi. Ta ki siyasi parti başkanlarının onayını alana dek.

Diğer siyasi kimlikleri pek saymıyorum ama ülkücülük ve Türk Milliyetçiliği bizzat siyasiler tarafından kimliksizleştirildi. Ola ki bir düşünce için yıllarca mücadele verdin, hiç önemi yok çünkü insanlar kişinin kimliğine ve düşüncelerine değil nerede, kimin yanında durduğuna bakıyor. Durum bu olunca en acı gerçeği söyleyeni bile anında hainleştirmek en kolay iş oluyor.

İşin daha garibi hainleştirmeyi maalesef ‘hainler’ yapıyor ve her tarafın büyük orandaki safları buna çok kolay inanabiliyor.

İktidar eriyorken muhalefet neden yükselemiyor, sorusunu bile bir ihanet nedeni olarak görecek çok insanımız var.

(Temel Kahveci)

 

*************

 

Ermeniler bırakıp kaçtıkları silah ve tanklarla Türkiye ve İsrail’den sonra Azerbaycan’a en çok silah tedarik eden ülke oldu. Tebrik ediyoruz, fakat silah ve tankları bırakırken -. klozetlerini söküp götürmelerinden anlaşılan, Ermenistan’da kıtlığı çekilen bir tek klozet. (Metin Yılmaz)

Önceki ve Sonraki Yazılar