YIlmaz Özdil Köşe Yazısında Hükümeti Eleştirdi

YIlmaz Özdil Köşe Yazısında Hükümeti Eleştirdi

Sözcü gazetesi köşe yazarı Yılmaz Özdil, Hükümetin ABD'ye ilaç yardımı yapmasını gündemine taşıyarak aslında durumun çok daha farklı olduğunu yazdı.

Yılmaz Özdil'in kaleme aldığı "Maske düştü kel göründü" başlıklı yazı şöyle:

Türkiye, sağlık sistemi çöken ABD'ye şefkat elini uzattı.

 Türk Hava Kuvvetleri'nin Koca Yusuf isimli dev nakliye uçağıyla, çaresiz durumdaki ABD'ye maske, dezenfektan ve siperlik gönderdik.

 ABD'ye nefes aldıracak olan tıbbi yardım paketlerimizin üstüne Cumhurbaşkanlığı Forsu'nun yanısıra, Mevlana'nın sözleri yazıldı: “Ümitsizliğin ardında nice umutlar var / karanlığın ardında nice güneşler var.”

 İnsanoğlunun ölümcül hastalıkla mücadele ettiği şu günlerde, yardım paketlerinin üstüne Mevlana'nın yüreklere dokunan “umut” sözlerinin yazılmasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “derhal gönderin” talimatıyla gönderilen “hediye” tıbbi yardımlar, Washington'daki Andrews Hava Üssü'ne ulaştı, ABD dışişleri bakanı minnet duyduklarını açıkladı.

 Türkiye'nin tıbbi yardımına Amerikan medyasında geniş yer verildi, bütün Amerikan televizyonlarında “Türkiye'nin vefalı bir müttefik olarak, en zor anında ABD'nin imdadına yetiştiği” anlatıldı.

 Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sayesinde, salgınla mücadelede dünyanın en başarılı ülkelerinden biri olduğumuz tescillendi.

 ABD'ye kendini toparlayabilmesi için bir uçak dolusu daha tıbbi malzeme gönderildi, ikinci parti yardımlarımız adeta zavallı durumundaki Amerikan hastanelerine dağıtıldı.

Breh breh breh dedirten bu manşetleri eminim hatırlıyorsunuzdur.

Kendi vatandaşımıza maske dağıtamazken, herkes Ptt'den bir türlü gelmeyen kod numarasının gelmesini beklerken, iban numarası verip vatandaşımızdan üste para istenirken… Askeri kargo uçağımızın yüklenmesi, havalanması, ABD'ye inişi falan, en başta TRT olmak üzere bütün yandaş medyada canlı yayınlarla duyurulmuştu.

Hatta… Asrın liderimiz kendi forsu'yla gönderdiği tıbbi yardım kolileriyle beraber, ABD başkanı Trump'a mektup da göndermişti.

“Değerli dostum,

Salgını kontrol altına almak amacıyla verdiğiniz mücadeleyi takdirle izliyor, aldığınız tedbirlerden büyük memnuniyet duyuyorum.

Amerikan halkının gerekli dirayeti sergileyerek, bu krizi atlatacağından şüphe duymuyorum.

Amerikan halkının salgınla mücadelede temel ihtiyaç maddelerinin karşılanması için, ABD'nin güvenilir ve güçlü bir ortağı olarak, her türlü dayanışmayı sergileyeceğimizden emin olabilirsiniz.

Değerli dostum,

Hava Kuvvetlerimize ait bir uçakla, Amerikan halkının ihtiyaç duyduğu tıbbi malzemeleri gönderiyoruz.

Bu gönderdiğimiz tıbbi yardımlarla, sıkıntı içindeki Amerikan halkının sağlığına kavuşmasını diliyorum.”

 

Yandaş medyanın koltukları kabarmıştı.

“İşte dünya lideri”

“İnsanlık dersi”

“Gurur duy Türkiye”

“Anadolu büyüklüğünde vicdan” yorumları yapılmıştı.

Kimisi Akp'nin sağlık reformlarını ballandıra ballandıra anlatmış, kimisi şehir hastanelerini öve öve bitirememiş, kimisi de Kılıçdaroğlu'nun ssk'yı batırdığı sakızını çiğnemişti.

Netice kardeşim?

ABD'nin Ankara büyükelçisi, Türkiye'deki devlet hastanelerinin Amerikan ilaç firmalarına 2.3 milyar dolar borcu olduğunu, bizzat Tayyip Erdoğan tarafından “ödeme sözü” verilmesine rağmen bir yıldır ödenmediğini, bu biriken borç artık derhal ödenmezse Türkiye'ye ilaç satışının durdurulacağını açıkladı iyi mi!

Böylece…

Maske gönderiyoruz diye rüzgar yapanların, maskesi fena düştü.

İçmeye ayranı olmayanların – itibardan tasarruf olmaz diyerek – maskeyi tahtırevanla gönderdiği ortaya çıktı.

Ama siz gene de maneviyatınızı bozmayın.

Pandeminin ortasında ilaçsız kalakaldığınızda, elinize ilaç niyetine tutuşturulan reçeteyi okursunuz gari…

Ümitsizliğin ardında nice umutlar var filan!

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.