Yol ortasında kalan Gözaçan Cami ve Faruk Özak’ın sitemi!

gozacan-2.jpgGeçenlerde bu köşede iki yanlış bir doğru etmez, başlıklı yazımızda, Boztepe yolu üzerinde Kanuni Bulvarı kavşağının ortasında kalan Gözaçan Camisinin yıkılmasını ve Kemerkaya sahilinde Moloz dolgu alanının kuzeyinde ücretsiz olan otoparkın ücretli yapılmasını eleştirmiştik.

Gözaçan Camisi hakkında bilgi verirken, caminin 1970’li yıllarda yapıldığını ve eski Bakan ve TS eski başkanı Faruk Özak’ın babasının bu camide imamlık yaptığını yazmıştık. Gözaçan Camisi, o tarihlerde yapılmasına yapıldı, ancak Faruk Özak’ın babası merhum Haydar Hafız, o camide görev yapmamıştı. Güvendiğimiz haber kaynağımız bizi yanıltmıştı. Bu hatadan ötürü Faruk Özak ve ailesinden özür dileriz.

Dün öğle saatlerinde Faruk Özak ile konuştuk. Faruk abimiz, bize hayli kızgın ve kırgın. Zaman zaman kendisine yönelik doğru olmayan yazılar yazdığımızı söyledi. Bu işi kasten yaptığımızı ima etti. Merhum babası Haydar Hafız’ın görev yapmadığı Gözaçan camisinde sehven görev yaptığını yazmamız nedeniyle çoklarının, Faruk Özak’ın caminin yıkılmasını istemediği şeklinde anlam çıkardığını belirtti.

Faruk Özak’ı, neredeyse yarım yüzyıldır tanırım. Kardeşi Mahmut ile sınıf arkadaşı idi​​​​​​​k. Sohbet sonrası, hafızamı yokladım. Faruk abi ile ilgili ne zaman rencide edici haber veya yorum yaptığımı araştırmaya çalıştım. Özak’ı, Trabzonspor başkanlığı ve bakanlığı süresince eleştirdiğim epey​​​​​​​ yazı var.  Ama ciddi olarak rencide edici bir yazıma rastlamadım.

Faruk abimiz, bizim büyüğümüz, kimileri eleştirse de Trabzon’umuzun bir değeri… Eleştirilerimizde kıble kaçığı da olsa, bunu art niyetli olarak yapmadığımızı belirtelim.

Faruk abimiz, kızsa da bize kırgın olsa da, biz onu seviyoruz. Biz yanlışta hatada ısrar etmeyen bir gelenekten geliyoruz.

***

 

Gelelim Gözaçan camisine, bulvar ortasında ve köprü altında kalan ve çevresinde 50-100 metre uzaklıkta birkaç caminin bulunduğu, Gözaçan Camisi vakit geçirilmeden yıkılmalıdır.

Uzun süredir ücretsiz olan, bu nedenle otomobili ile şehre girmek istemeyenlerin oto​​​​​​​gozacan-1.jpg​​​​​​​mobillerini park ettikleri, Moloz dolgu alanının kuzeyindeki büyük otoparkın, ücretli hale getirilmesinin yanlış olduğunu yazmıştık.

Otopark ücretli hale getirildikten sonra otoparka üç-beş servis otosu ve kamyon dışında park eden araç yok. İnanmayan sahile iner bakar. Avrupa’nın birçok kentinde şehir girişlerinde ücretsiz veya cüzi ücretli otoparklar vardır. Burada amaç, insanların otomobilleri ile kentte girmemelerinin önlenmesi ve şehir içi trafiğini rahatlatmaktır.

Sahildeki bu otoparkta aynı işlevi görüyordu. Çevredeki esnaf, tüccar, ilçe ve köylerden kente gelenler araçlarını oraya park ediyor, işleri bitince geldikleri yere gidiyorlardı.

Büyükşehir Belediyesinin TRABİTAŞ şirketinin başarılı patronu Adnan Gül, ya bu otoparkı tekrar ücretsiz yapmalı veya otopark ücretini günlük sembolik olarak 5 lira olarak belirlemeli. Bir de o otoparka, otobüs, kamyon girişleri yasaklanmalı.

 

farabi.jpgFarabi’deki akıl dışı uygulama!

Hastanelere, tıbbi malzeme satan medikalcilerin aylarca para alamadıkları medyada yazılıp, çiziliyor. KTÜ Farabi Hastanesi de, hastaneye mal satan esnafa tüccara para ödemeyen, ödeyemeyen kuruluşların başında geliyor.

Farabi’de ihtiyaç duyulan bir ürün için teklif alınmak suretiyle ihale yapılıyor. Alınacak ürün peşin olarak satın alınsa faraza 5 liraya alınacak. Ama satın alma birimi ödemelerin bir hatta iki yıl sonra yapılacağını belirtiyor. Bu sefer 5 liralık mal, 15 liraya hatta 20 liraya satın alınıyor. Çoğu esnafta mal satmıyor. Geçenlerde bir esnaf 2007 yılında Farabi’ye mal verdiğini ve hala parasını alamadığını söyledi.

Farabi’deki sağlık personeli; maaşı, döner sermayesi üç beş gün gecikince feryat ediyor. Esnaf ise üç yıldır sattığı ürünün parasını alamıyor. Farabi’deki bu uygulamayı değiştirecek, düzene koyacak isim rektör Prof.Dr. Hamdullah Çuvalcı’dır.

 

akcaabatli-hackali.jpgAkçaabatlı Haçkalı Din İşleri Yüksek Kurul Başkanı seçildi!

Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurul Başkanlığına Akçaabatlı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı hoca seçildi. 1970 yılında Akçaabat’ta doğan Haçkalı, 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi ve burada doktorasını yaptı. 1993 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri bölümünde araştırma görevlisi olarak işe başladı.  Kırgızistan Devlet Üniversitesinde yardımcı doçent olarak çalıştı, 2006 yılında doçent, 2010 yılında Rize Recep Tayyip Üniversitesinde profesör oldu. Bölüm başkanlığı, dekan yardımcılıklarında ve Giresun üniversitesi İslami ilimler fakültesi dekanlığında bulundu. İslam hukuku alanında telif ve tercümeleri var. Abdurrahman Haçkalı, geçtiğimiz günlerde verdiği dini görüşlerle kamuoyunda zaman zaman tartışılan Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığına seçildi.

 

Panikteyim..!

İstanbul 14. Ağır ceza mahkemesi, ''Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorum'' diyor..?

Anayasa mahkemesi birincil olarak, anayasal hukukla uğraşan yüksek mahkemedir, diye biliyoruz..?

Anayasa'nın 153. Maddesi; 153. ''Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir'' Diyor..?

Ait olduğu devletpanikteyim.jpg​​​​​​​in yasama, yürütme, YARGI dahil, tüm kurumlarını, vatandaşlarını, milletvekillerini, bakanlarını, cumhurbaşkanlarını bağlar..?

Anayasa mahkemesinin kararını tanımıyorum demek, Anayasayı tanımıyorum demektir..!

Söz konusu 14. Ağır ceza mahkemesi, bu cesareti kimden alıp, bu kadar büyük hukuksuzluğa, soyundu?

Biz hala hukuk devletinde, yaşadığımızı sanıp, avunalım!

(Hayrullah Ertem)

 

*****************

 

Türk toplumu milli meselelerde devletinin ve özgürlüğünün yanında olduğunu her fırsatta göstermiş dünya üzerindeki eşsiz bir toplumdur. Vatan millet için vergi artışı yapılmasını söyleyen siyasetçilerin sözleri gerçeği yansıtmamaktadır. Vergi artışlarının karşında olmak vatana ihanet değil aksine bir iktisatçı olarak aldığım eğitimin gereği milletime olan borcumdur. Ülkemizin bir Amerika olmayışımız belkide her para ihtiyacında vergileri artırışımızdandır. İbn-i Haldun’un Mukaddime adlı eserinde “Ülkeler gördüm vergileri yüksek, halkı fakir ve devletin kasaları boştu. Ülkeler gördüm vergileri düşük, halkı zengin ve devletin kasaları doluydu” diyerek çok önemli bir tespit yapmıştır. Günümüzde de modern maliye anlayışının temelinde düşük vergi düşük harcama ilkeleri benimsenmiştir. Vergi artışlarını uygulayan devletler genelde PATERNALİST anlayışa sahip devletlerdir. Eğer modern ve gelişmiş bir ülke olmak istiyorsak vergi yükü azaltılmalıdır. Vergilendirme devlete gelir etme düşüncesiyle yapılamayacak kadar çok yönlü bir meseledir. Bu açıdan vergi artışlarının karşısında olmamız gerekmektedir.

(Hasan Kamil Velioğlu)

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar