Yönetime Katılım İçin Sivil Toplum Önemli… Ancak!

Uzun zamandan beri, hayatımıza bir kavram girmiştir: Yönetişim.

Yönetişim kavramı, klasik hiyerarşik yapıdan oluşan ve yukardan aşağıya doğru emir komuta zinciriyle yürütülen yönetme anlayışı yerine, birlikte yönetme anlayışını öncelikleyen bir kavramdır. Böylelikle, birlikte karar verme, birlikte düzenleme, birlikte üretme, birlikte hayata geçirme, halkın yönetime katılmasını sağlama ve kamu özel inisiyatifi işbirliğini ortaya koyan bir yönetim şekli ortaya çıkmaktadır.

Bugün, yönetişimin önemli unsuru olan halkın yönetime katlımı noktasında, yerel yönetimler sivil toplum kuruluşları ilişkisi üzerinde duracağız.

Bunu gündemimize almamızın altında yapan güncel çok önemli bir husus mevcut: Belediyelerimizin bir kısmının “insan kaçakçılığı” olarak tanımlanabilecek tarzda, bazı sivil toplum kuruluşlarıyla yaptıkları ortak çalışmalar sonucu, yurt dışına gidenlerin geri gelmemesi, bir nevi gittikleri ülkelere kaçmalara/kaçırılmaları. Hem de resmi yollarla. İllegal sonuca, legal bir prosedürle ulaşma.

Yerel yönetimlerin, özellikle belediyelerin önemi her geçen gün artmaktadır. Son 15 yıldır yapılan düzenlemelerle, belediyelerin kamu yönetimi içerisindeki ağırlığı artmıştır. Eskiye kıyasen, yüklendikleri görevler ve sorumluluklarda artmıştır.

Toplumun çok hızlı gelişmesi, gelişen teknolojilerle vatandaşın hayat tarzının ve hizmet beklentisinin değişmesi, sosyal ve kültürel hayatın ilerlemesi, belediyelerin temel kentsel altyapı sorunlarının yanında spordan sanata kadar hayata dair birçok alanın içerisinde bulunması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımızdadır. Bu şekildeki hızlı değişim; belediyelerin hizmet üretiminde, yeni yöntemler ve alternatifler geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.

Artık belediyeler hizmet üretirken, klasik yönetim anlayışının dışına çıkarak yönetişim dediğimiz, yönetimin evrimleşmiş şeklini uygulamak mecburiyetindedirler. Bunun da en önemli unsuru katılımcılığı sağlamak, bununda en önemli argümanı sivil toplum kuruluşlarını yönetimin karar süreçlerinin içerisine dahil etmektir.

Belediye mevzuatımızda, sivil toplum kuruluşlarının yönetim süreçlerine katılımını öngören birçok düzenleme mevcuttur. Bu düzenlemeler, belediyelerin her seçimden sonra yaptıkları ve 5 yıllığına uygulamaya koydukları stratejik planların hazırlanmasında STK’ların görüş ve önerilerinin alınması, ortak hizmet projeleri üretilmesi, Kent Konseylerinin karar organlarında yer alarak belediye meclislerine önerilerde bulunulması gibi birçok hususu içermektedir.

Bu işbirliklerinin bir kısmı yönetim süreçlerine katılma şeklinde olabiliyor iken, bir kısmı da ortak hizmet projelerinin hayata geçirilmesi şeklinde olabiliyor. Burada, bu ilişkinin hukuki süreçlerinin nasıl yürütüleceğine girmek istemiyorum, ancak bir çok uygulamanın karar süreçlerine katılma ayağının yok denecek derecede az olduğunu, ortak hizmet projesi üretme ayağının ise ne yazık ki, suiistimallere yol açacak düzeyde, bazen de hukuki zorunluluklardan kaçmanın aracı olarak kullanıldığını üzülerek ifade etmek zorundayız.

Son olarak yaşadığımız, “insan kaçakçılığı” olarak kamuoyuna yansıyan husus bunun bir örneğidir. Ama örnekler bununla da sınırlı değildir. Kamuoyuna yansıyan örneğinde, kanuni yollarla illegal sonuca ulaşılacak bir süreç izlenmiştir. Sonucu hep birlikte takip edip, buradan sizlerle tekrar paylaşacağız.

Ancak ifade etmeliyiz ki, işin “ortak hizmet projesi” yürütme boyutu, başından sonuna kadar hukuktan kaçma aracı olarak kullanılmaktadır ve mali boyutları mevcuttur.

Tabii ki, bu uygulamaları genelleştirmek doğru olmaz. İşini hakkıyla hukuk çerçevesinde yürüten belediyelerimizin ve gerçekten toplumsal faydayı kendine amaç edinen sivil toplum kuruluşlarının çoğunlukta olduğunu da söylemeli ve haklarını teslim etmeliyiz.

Devam edeceğiz…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.