Yorga Andreadis’in mektubu üzerine!

 

Yunanlı şair- yazar Yorgo Andreadis, Mayıs ayının son haftasında Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a bir mektup yazmış ve öldüğünde Trabzon’a gömülmek istediğini belirtmiş.

Yorgo Andreadis, ‘pontusçuluk’ yaptığı gerekçesiyle 10 yıl önce Türkiye’ye girişi yasaklanmış bir Yunanlı.

Yorgo Andreadis, şair ve yazarlığının yanı sıra Trabzonlu Hüsnü Paşaoğlu’nun da dünürü.

Andreadis’ın kızı Hüsnü Paşaoğlu’ nun oğlu Turan Paşaoğlu ile evli.

Trabzon ve Doğu Karadeniz Bölgesindeki Pontusçuluk faaliyetleri, 1900’lü yılların başında hatta daha da önceleri başlamış.

Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde, İmparatorluk içersindeki farklı milletler bağımsızlık için ayağa kalktılar.

İmparatorluğun her yanında isyanlar başlamıştı.

Trabzon’da ve bölgede de benzer olaylar yaşandı.

Önce Ermeniler ayaklandı. Ermeni çeteler bertaraf edildi.

Rusların Trabzon’u işgali ile birlikte Müslüman ahalinin büyük bölümü yerini- yurdunu terk ederek muhacirliğe çıktı.

Ruslar çekildikten sonra, muhacirler geri dönmeye başladı.

Cevdet Alap o günleri anlatırken şöyle diyordu;

‘O sıralar Trabzon’da Rumlar da Pontus hükümeti kurma hayaline kapılmış ve taşkınlıklara başlamışlardı. İstanbul hükümeti nüfusunun gittikçe kırılmaya başlamasıyla Rize ve çevresinde sultanide arkadaşlık yaptığım bazı serseri havasında kimseler, kendilerine temsilci süsü vererek bu bölgeleri Osmanlı camiasından ayırıp bağımsız yapmaktan başka çare kalmadığını bana Şems Kıraathanesi’nde söylediklerinde içim sızlamıştı. Bazı kimseler içten içe ve daha sonra da açıkça Anadolu’yu parçalara ayırmayı, bazıları o sıralarda kuvvetli gördüğü devletlerden birinin mandası altına girmeyi özlüyorlardı…

Gerek işgal ve gerekse geri alma anlarında Türklere yararlı olmuş bulunan metropolit Hrisantos bu sırada Batum ile irtibat kurmuş…’

 

Yorgo’nun babası

Yorgo Andreadis’ın babası veya dedesi Batum’da kurulan Pontus Meclisi’nde üye imiş.

Andreas ailesi 1880 yılında Trabzon’dan Batum’a göç etmiş.

1930 yılında da oradan Yunanistan’ın Selanik kentine!

Yorgo Andreas ile detaylı bilgi verme şansım yok.

Bildiğim; Türk- Yunan barışına yaptığı katkı nedeniyle Abdi İpekçi barış ödülünü almış.

Çok sayıda kitabı olan ve Pontus özlemi ile yanıp tutuşan bir Yunan vatandaşı!

Yorgo Andreas’ın bu isteği masumane bir istek mi değil mi?

Orasını da bilmiyoruz.

Pontus meselesi, Andreadis’in hayatı, yazdıkları, Trabzon’da ve bölgede geçmişte yaşananlar ortada.

Olayı masumane bir istek olarak değerlendirdiğimizde,  buna istisnalar dışında kimsenin karşı çıkacağını sanmıyorum.

Ama!

İşte, bu ‘ama!’ kelimesi çok önemli!

 

Pontus ideali!

Geçenlerde Sümela’nın haftada bir veya iki gün ayine açılması konusunda iki satır yazmıştım.

Değişik çevrelerden tepki almıştım.

En düşündürücü tepkiyi de ‘ulusalcı’ kimliği ile tanıdığım Bülent Baş vermişti.

Baş; Yunanistan’a Rusya Federasyonundan son yıllarda yüz binlerce Rum kökenli Rus’un göç ettiğini, bu insanların bir kısmının Yunanistan’da vatansız olarak yaşadıklarını öne sürdü ve ‘Yarın bu insanlar bizim dedelerimizin vatanı Doğu Karadeniz bölgesidir’, diyebilirler. İsrail Devleti de öyle kurulmadı mı? Aleyhimize işleyecek bir Vakıflar yasası çıktı. Bu olayı iyi tahlil etmek gerekir’ dedi.

İstanbul’dan bir başka kişi daha sert tepki göstermişti.

Andreadis’in isteğini Maçka ve Tonya Belediye Başkanları ile Türk Ocağı Başkanı Mithat Kerim Arslan’a sorduk.

Farklı görüşler ortaya çıktı.

Türkiye, 50 yıldır Avrupa Birliğine girmek için mücadele veriyor. Alırlar mı almazlar mı? Belli değil.

Bana göre almazlar.

Ayrıca alsalar ne değişecek ki!

Türkiye’de son yıllarda çok önemli değişiklikler oldu!

AB’ye girmedik ama AB ülkelerinin vatandaşları Türkiye’de mülk satın almaya başladılar.

Türk finans sektörünün neredeyse yüzde ellisi yabancıların elinde!

Ülkemize yabancı sermaye giriyor diyerek fabrikaları, işletmeleri teker teker satıyoruz.

Akdeniz ve Ege’deki otellerin bir kısmı yabancıların!

Fransızlar, Trabzon’da büyük bakkal dükkanı açıyor.

Değirmendere’de 100. yıl Parkında açılan Forum Alışveriş Merkezi’nin şu anda sahipleri kim veya kimler bilmiyoruz.

Kanadalılar Rize Çayeli’nin altında bir şehir kurdular.

Bakır madeni çıkartıyor. İşlemeden satıyorlar!

Trabzon’da ekonomik faaliyette bulunan ülkelerin veya başka ülkelerin vatandaşı bu kentte mülk satın aldığında kim ne diyebilir.

Yorgo Andreadis değil de Makro Andreadis Trabzon’un her hangi bir yerinde mülk alamaz mı?

Yasalar açık, alabilir.

Yarın burada yaşayan yabancılar öldüğünde, nereye defnedilecekler.

Ya belediye onlara mezarlık yeri gösterecek veya bir köyde kasabada arazi satın alacaklar, mezarlık yapacaklar.

Eskiden gelirlerdi

 

1962 veya 1963 yılı idi.

Yunanistan’dan kadınlı erkekli bir grup Yunanlı köyümüze gelmişti.

Rahmetli dedem ve birkaç yaşlı köylü gelenleri kucaklayarak karşıladığını hatırlıyorum.

Gelenleri, mezarlıklarına getirmiştim.

O gün bir de hatıra fotoğrafı çektirmiştik.

Köyde çektirdiğim ilk resim de belki de o idi!

Sonraları ne onlar geldi ne de bizden giden oldu!

1990’lı yılların ortalarında Rusya- Abhazya sınırında bir lokantaya gitmiştim.

Lokantanın üstü açık iç avlusunun sahne bölümünün yan duvarında koskocam bir Karadeniz havzasının resmi çizilmişti.

Harita şeklindeki resimde Pontus askerlerinin, donanmasının figürleri vardı.

Bazı bölgelerde, Pontus olarak adlandırılmıştı.

Rusya’da Pontus hayali ile yaşayan olduğuna göre Trabzon ve Karadeniz bölgesinde 1924 yılında Yunanistan’a ve değişik ülkelere göç edenlerin bir kısmı da hala bu hayal içersinde yaşayabilir.Yorgo Andreadis’in ailesi aslında Trabzon’dan değil, bildiğimiz kadarıyla Batum’dan Yunanistan’ın Selanik kentine gitmiş.

Batum’a da Trabzon’dan 1880’de göç etmişler.

Andreadis, baba memleketi Batum’a değil de neden Trabzon’a gömülmek istiyor.

Gerçi, Atalarının Trabzon asıllı olduğunu söylüyor. Bir de dünürünün Trabzonlu olması.

Bu devirde herkes asıllı olduğu kentte defnedilmek istense, dünyanın dengesi değişir. Bazı ülkelerde mezar yerleri karaborsa olur!

Tarihte yaşananları ve süreç içersinde bugüne kadar meydana gelen gelişmeleri değerlendirdiğimde, Yorgo Andreadis’in Trabzon’a gömülme isteğine Trabzon’da yaşayan ve eli kalem tutan bir vatandaş olarak olumlu veya olumsuz baktığımı söyleyemem. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal misali!

En iyisi bu işi biz büyüklerimize bırakalım!

 

 

 

DİNİ YİRMİ KURUŞA SATMAYANLAR

DR. Salih Zeki Tüzüner’den bir ileti aldım.

Tüzüner’in iletisi şöyle;’Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş.

Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 "kuruş" fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine düşünmüş "20 kuruşu geri versem mi şoföre?"... Ama içinden bir ses diyormuş ki "çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil. Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?. Bu parayı Allahtan gelen bir hediye gibi... düşünebilirim"İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki : "paranın üstünü fazla verdiniz."Şoför gülümsemiş ve demiş ki : "Siz camiinin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, İslam’ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim." İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılacakmış-casına bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış, gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki: "Allah’ım az daha İslam’ı 20 kuruşa satıyordum!" Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Domatesçi, zerzevatçı bağırır ama kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. Düşünen bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir.’

Teşekkürler Tüzüner.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.